E-Posta
Şifre
Şifremi unuttum?
ÜYE OL ÜYE GİRİŞİ

SIKÇA SORULAN SORULAR

Bir markanın değeri belirlenirken;

• Markanın Tanınmışlığı,

• Markanın Kullanılacağı Mal ve Hizmetlerle Özdeşleşip Özdeşleşmediği,

• Markanın Kullanım Süresi,

• Kullandığı Coğrafi Bölgelerin Yaygınlığı,

• Kalitesi ve Pazar Payı,

• Marka Sahibi Firmanın Sahip Olduğu Dağıtım Kananları ve Piyasa Hakimiyeti,

• Marka Sahibi Firmanın Halka Sağladığı Güven Duygusu,

• Markanın Oluşması İçin Yapılan Reklam ve Promosyon Çalışmaları,

dikkate alınmalıdır.

Bir markanın oluşması ve tanınması için yukarıda bahsedilenlerle beraber,

• Görsel, işitsel ve yazılı basında yapılması gereken reklam ve promosyon çalışmaları

• Markayı taşıyan ürünlerin kalitesine bağlı olarak oluşturulan imajı,

• Tüketicinin markalı ürünleri tercihi ve tercih edilirliliğin devamlılığı,

• Markayı taşıyan ürünlerin piyasaya arz miktarı ve fiyatı,

• Markanın ekonomik değeri ve piyasa faaliyetleri

gibi etkenlerinde dikkate alınması gerekmektedir.

Ayrıca, günümüz ekonomisinde markalar bir işletmenin en önemli unsurlarından birisi olduğu gibi, bazı durumlarda işletmenin de önüne geçtiği görülmektedir. Yani kaliteye, güvene ve tanınmışlığa bağlı olarak markanın değeri işletmenin tüm değerinden de fazla olmaktadır.

Yayındaki markanın site üzerinden satılması durumunda bir bedel talep ediliyor mu?


Sitede yayına alınan markaya, site üzerinden *Teklif* verilmesi ve satış sürecine aracılık yapılması halinde gerçekleşen satış bedeli üzerinden %10 hizmet komisyonu alınır. Satış, taraflar arasında yapılır ve sonlanırsa ilgili markanın yayından düşürülmesi için site yönetimine bildirilmesi gerekir.



Yayındaki markaya, site üzerinden “Teklif” verilmesi ve satış sürecine aracılık yapılması halinde gerçekleşen satış bedeli üzerinden %10 hizmet komisyonu alınır. 

• Satış, doğrudan taraflar arasında yapılmışsa her hangi bir bedel talep edilmez. Ancak ilgili markanın yayından düşürülmesi ve SATILANLAR arasına alınması için site yönetimine bildirilmesi gerekir.


Bir markanın değeri belirlenirken genel kabul görmüş faktörlerin yanında markaların, kendisi dışındaki şirket varlığına dahil olan diğer gayri maddi hakların da değerlendirmeye alınması gerekmektedir.

• Ar-Ge çalışmaları ve Know How durumu,

• Düzgün ve yaygın pazarlama ağı ,

• Çalışanları satışa ve dolayısıyla şirkete katkıya yöneltecek geliştirilmiş satış ve pirim sistemleri,

• Müşteri ile direkt temas kurulan ortamların o şirkete özgü konumları, varsa servis şekil ve sistemleri

markanın kendisi ile birlikte diğer gayri maddi haklar bütününün parçalarını oluşturmaktadır.

Bunun yanında marka değerinin belirlenmesinde spesifik olarak,

• Markanın pazar içindeki var oluş süresi,

• Pazardaki dağıtımı,

• Pazar payı,

• Pazardaki pozisyonu,

• Satıştaki artık hızı,

• Fiyatlandırması,

• Fiyat elastikiyeti,

• Pazarlama sürati,

• Reklam hassasiyeti ile birlikte

• Markanın fark edilebilirliği,

• Saygınlığı,

• Özgünlüğü

gibi temel parametrelerinde dikkate alınması gerekmektedir.

Bilinmeyen veya zayıf bir üne sahip markaların değeri düşük iken, iyi bir üne sahip markaların değeri yüksek olur. Tüketicilerde, yüksek düzeylerde marka tanınırlığı ve bağlılık oluşması, söz konusu markaların değerinin artmasına neden olmaktadır.

Markada farklılık, markanın konumlandırmasını yansıttığı gibi, markanın kişiliği ve hatta her ikisini de birlikte yansıtabilir. Bir markanın değeri; bir markayla, o markanın adıyla, ibaresiyle bağlantılı ve bir firmaya veya firmanın müşterilerine ürün ve hizmet yoluyla sağlanan değeri artıran ya da eksilten aktifler ve taahhütler bütünüdür.

Başarılı markalar, hedef pazarın istek ve ihtiyaçlarını karşılayanlardır. Bir anlamda marka değeri, tüketicilerin marka hakkındaki fikirleri, bilgileri ve düşünce ile bilgilerin alışverişlerindeki alım kararını nasıl etkilediğidir.

Günümüzün gelişmiş ve müşteri odaklı ekonomilerinde markalar, artık işletmelerin en önemli sermayeleri haline gelmiştir. Markaların taşıdıkları önem, piyasada üretici ve tüketiciyi buluşturma noktası olarak tanımlandığında daha iyi anlaşılacaktır.

Bir ürünün ya da hizmetin piyasada alıcı bulabilmesi için çeşitli unsurlar gereklidir. Her şeyden önce ürün ya da hizmet kaliteli olmalı veya kalite sembolü olan bir üretici tarafından piyasaya sunuluyor olmalıdır. Piyasadaki onlarca benzer ürün yada hizmet arasından bir seçim yapabilmek içinse elbette bir satış adının telaffuz edilmesine, diğer bir deyişle markasının bilinmesine ihtiyaç vardır.

Markaların bilinirliğini sağlayan en önemli etkenlerden biri reklam ve tanıtım gücüdür. Reklam ve tanıtım gücü yüksek olan markaların tanınmışlığı ve sahip olduğu imaj, o markanın potansiyel sermayesini oluşturur. Bu bağlamda bir markanın potansiyel sermayesini, o markanın değeri olarak tanımlamak da şüphesiz doğru bir yaklaşımdır.

Marka değerinin belirlenmesi kavramı bugün için birçok hukuksal ve finansal zeminde bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenledir ki marka değerinin belirlenmesinin titiz bir yöntemle yapılması açık bir gerekliliktir.

Markaların finansal değerleri yanında ona etki eden ve artı değerler kazandıran insanların belleklerinde oluşturulan marka değeri söz konusudur.

İşletmeler rekabet edebilmek amacıyla sahip oldukları markalarının, marka değerlini ( brand equity) yükseltmek için marklarına sürekli yatırım yapmak zorundadırlar. Marka yaratma bir süreçtir ve finansal yatırım gerektirir.

Firmaların geleceğe yönelik bakış açılarını etkilemesinden tutunda şirketin bir diğer şirket tarafından satın alınması ya da birleşmeleri hatta lisans sözleşmelerinin içeriklerinin belirlenmesi, borç alacak ilişkileri saçısından son derece belirleyici bir unsur durumundadır.

Sınai haklara konu olan markanın değerinin saptanmasında, yasal durum ve değerlendirmelerin yanında genel kabul görmüş kriterlerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bunlar;

• Görsel, işitsel ve yazılı basında yapılan tanıtımı gibi nedenlere bağlı olan markanın tanınmışlığına,

• Markayı taşıyan ürünün/hizmetin kalitesine bağlı olarak piyasada oluşturulmuş olan algıya ve imaja,

• Ürünün/hizmetin tüketiciye ulaşmasındaki dağıtım ve pazarlama kanallarının yaygınlığına,

• Marka sahip olduğu imaj ve etkiyle tercih edildiğinden o markalı ürünün/hizmetin piyasadaki sirkülasyona etkisine,

• O markalı ürünü tercih edenlerin istediklerinde o markalı ürünü temin edebilmelerine yanı markanın devamlılığına,

• Markayı taşıyan ürünün tüketim miktarı ve fiyatına yani ekonomik değeri

gibi nedenlere piyasadaki etkinliğe bağlıdır.

Ayrıca, markaların kullanım hakkı ( lisansı) aynı şekilde üçüncü kişilere verilebilecek bir haktır. Markanın başkaları tarafından kullandırılması durumunda sağlanabilecek muhtemel lisans gelirinin değer tespitinde göz önünde bulundurulması gerekir.

Marka, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerin, başka bir teşebbüsün mal veya hizmetlerden ayırt edilmesini sağlayan; kişi adları, sözcükler, şekiller, harfler, sayılar gibi baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işarete verilen addır. Marka ile ilgili en önemli kriter, kullanılan işaretin benzer ürün ya da hizmetlerden farklılaşmayı sağlayan "Ayırt Edici Özelliğinin" bulunması gerekliliğidir.
•  "Müseccel Marka"; tescil edilmiş ve tescilli olarak korunan marka anlamına gelmektedir. 
•  ® işaretinin açılımı "Register" olarak yazılmakta ve "Tescillidir" anlamında mal ve hizmetlerde marka yanında kullanılmaktadır. 
• TM işaretinin açılımı "Trade Mark" olarak yazılmakta ve "Ticari Marka" anlamına gelmektedir. Tescil başvurusu yapılmış ve henüz tescil edilerek marka tescil belgesine bağlanmamış markalar için kullanılmaktadır. 
•  © işaretinin açılımı "Copyright" olarak yazılmakta ve "Telif Hakkı" anlamında kullanılmaktadır. 

Müracaatın mutlaka markalı ürün ya da hizmetin kullanımından önce yapılmasına özen gösterilmelidir. Ürünlerde veya sunulan hizmetlerde kullanılan markanın belirli bir tanınmışlığa ulaştıktan sonra karşılaşacağı riskler her zaman dikkate alınmalıdır.
Markalar tescil edildikleri ülkelerde korunur. Bu nedenle koruma talep edilen ülkelerde tescil başvurusu yapılmalıdır. Tüm dünyada geçerli bir tescil sistemi yoktur. Türkiye'nin yararlanabildiği 2 toplu tescil sistemi vardır: Topluluk Markası (CTM) ve Madrid Protokolü. Topluluk Markası, tek bir başvuru ile 27 Avrupa Birliği ülkesinde tescil olanağı sağlar. Madrid Protokolü çerçevesinde yapılan başvuru ile 2011 yılı itibariyle 84 üye ülkenin tamamı veya seçilen ülkeler için koruma sağlanabilmektedir.
Yurtdışı marka tescil işlemlerinde “Toplu Tescil Sistemleri” ve bunun yanında ülkesel olarak müracaat işlemleri yapılabilmektedir. Topluluk Markası ve Madrid Protokolü toplu tescil sistemlerinden Türk firmaları yararlanabilmektedir. Toplu tescil sistemlerine üye olmayan diğer ülkeler için ise tek tek müracaat edilerek koruma sağlanabilir. Ayrıca toplu tescil sistemine üye olan ülkelere, hem ülkesel hem de toplu tescil sistemlerinden biri seçilerek marka tescil işlemi yapılabilir.
İki farklı destek uygulaması ile yurtdışında markalaşmaya destek verilmektedir. 

• Ekonomi Bakanlığı’na bağlı İhracat Genel Müdürlüğü, Yurtdışında Ofis-Mağaza Açma, İşletme ve Marka Tanıtım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ kapsamında sağlanan destekler doğrudan İhracatçı Birliklerince, yurtdışında markaya dayalı tanıtım harcaması yapan firmalara, Dış Ticaret Sermaye Şirketi (DTSŞ) ve Sektörel Dış Ticaret Şirketi (SDŞ) statüsündeki şirketlere verilmektedir.
• Bir diğer destek uygulaması ise KOSGEB tarafından verilen markalaşma destekleridir.
Destek uygulamaları hakkında KOSGEB Başkanlığı ve Dış Ticaret Müsteşarlığı yanında Sektörel İhracatçı Birlikleri'nden detaylı bilgi alınabilir. 

KHK 'nın sağladığı korumadan yararlanmanın ana şartı, markanın TPE tarafından tescil edilmiş olmasıdır. Tescil edilmemiş bir marka KHK anlamında korunmadan yararlanamayacaktır. Tescil edilmemiş bir markaya yapılan ihlale karşı gidilecek yol TK'nın haksız rekabet hükümleri olacaktır.

İhlal (tecavüz), tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın 556 sayılı KHK anlamında kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen o malların nereden sağladığının bildirilmesinden kaçınılmasıdır. Marka hakkı ihlal edilen Tescilli Marka Sahibi, adli makamlara başvurup, kanunda öngörülen hukuk veya ceza davalarından birini açabilir.

Markanızın bir başkası tarafından kullanıldığını düşünüyorsanız, başvuracağınız merci, İhtisas Mahkemeleri olarak hizmet veren Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri'dir (FSHHM). Eğer bulunduğunuz ilde FSHHM yoksa Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne başvurmanız gerekir.

Ülkemizde Temmuz 2011 itibarıyla toplam 23 adet İhtisas Mahkemesi kurulmuştur. • İstanbul'da 14 adet (6 Hukuk Mahkemesi, 8 Ceza Mahkemesi) 

• Ankara'da 6 adet (4 Hukuk Mahkemesi, 2 Ceza Mahkemesi) 
• İzmir'de 3 adet (1 Hukuk Mahkemesi, 2 Ceza Mahkemesi) 

Bilindiği gibi Türk Patent Enstitüsü kendine yapılan müracaatları aylık olarak yayınlayarak 3. kişilerin itirazına açar. Marka İzleme sisteminde, benzerlik araştırması sonucu yapılan değerlendirmelerde tespit edilen markalara 3 aylık ilan süresi içerisinde itiraz edilmesi zorunludur.
Yurtdışı Marka İzleme işlemi, yurtdışında uluslararası veya ülkesel olarak tescil müracaatı yapılan markaların, tescil edilmek üzere aylık olarak uluslararası bültenlerden veya ülkesel marka müracaat bültenlerinden izlenmesini kapsayan bir hizmettir. Destek Patent'in bu alanda uluslararası kuruluşlarla yaptığı işbirliği çerçevesinde, hak sahibinin markasını yurtdışında da izlemeye aldırması mümkündür.
Genel olarak tanınmış markalar “bir kişiye veya girişime sıkı bir biçimde bağlılık, güvence, kalite, reklam gücü, yaygın bir dağıtım ağına bağlı, müşteri ve diğer sübjektif ilgi ve ilişkiler ayrımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredekilerce refleks halinde beliren bir çağrışım” şeklinde tanımlanabilir.
Yukarıda yapılan tanıma ve Türk Patent Enstitüsü’nün belirlemiş olduğu kriterlere uygun başvuru ile “tanınmış marka” hakkı elde edilebilir. Yapılan başvuru Türk Patent Enstitüsü’nce kabul edilmediği takdirde mahkeme yolu ile tanınmışlık tespiti istenebilir.